ÇEVRESEL VATANDAŞLIK

Seyide Sevim DENİZ

Vatandaşlık Kavramı ve Tarihsel Gelişimi

Vatandaşlık, siyasi bir topluluğun hakları ve görevleri olan üyeliği olarak tanımlanabilir. Siyasi topluluk denilince yalnızca ulus devletler sayılamaz, tarihsel olarak ortaya çıkan kent devletlerinde, feodal devletlerde ya da imparatorluklarda toplumun bir kısmı devletine vatandaşlık bağı ile bağlıydı.

Modern anlamda kullanan vatandaşlık terimi ise Fransız devrimi neticesinde 18. yy’da ortaya çıkan ulus devleti siteminde birey-devlet ilişkisini tanımlayan siyasi bir kavramdır. Kavramın ortaya çıkışından bu yana yönetim biçimi, kişiler arası eşitlik konularında değişime uğradı ve bu değişim toplum-devlet ilişkisini de etkiledi. 18. yy’da ki sivil vatandaşlık kavramı temel insan haklarını  (mülkiyet hakkı, yaşama hakkı v.b.); 19. yy’da ki siyasi vatandaşlık kavramı siyasi hakları (siyasi katılım, oy verme, dilekçe, siyasal başvuru v.b.); 20. yy’da ki sosyal vatandaşlık kavramı ise sosyal hakları (sendikacılık, eşit işe eşit ücret, sosyal güvenlik v.b.) kazandırmıştır. 21. yy’da ise küreselleşen dünya ile dünya vatandaşı kavramı ortaya çıkmış olup kişinin sahip olduğu hakları ve sorumlulukları mensubu olduğu ulus devlet ile sınırlı kalmayıp tüm dünyada geçerli olduğu kabul edilmeye başlanmıştır.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda ulusal, bölgesel ve küresel meselelere yönelik yeni vatandaşlık kavramları ortaya çıkmaktadır. Bilhassa küresel iklim değişikliği meselesi ile ilgili olarak Ekolojik Vatandaşlık (Ecological Citizenship) ya da Çevresel Vatandaşlık (Environmental Citizenship)  teorisyenler tarafından kavramsallaştırılmaktadır. 1 Şimdi bu kavramı detaylı olarak inceleyelim.

[1] Bu çalışmada çevresel vatandaşlık ifadesi kullanılacaktır.

Çevresel Vatandaşlık (Environmental Citizenhip)

Çevresel vatandaş birbirimize ve çevremize ayrılmaz bağlar ile bağlı olduğunun farkında olan, ekolojik bilince sahip olan kişidir. Çevresel Vatandaşlık kavramı çalışmalarından en geniş kapsama sahip olanlarından birisi Andrew DOBSON tarafından kaleme alınan ve 2005 yılında yayınlanan Çevresel Vatandaşlık isimli kitaptır. Dobson bu çalışmasında kişilerin kendi çıkarları ve çevresel çıkarlar arasında seçim yapmak zorunda kalması durumunda ortak iyiyi (common good) seçmekten imtina etmeleri tehlikesini, vatandaşlığın hak ve sorumluluklar dengesi üzerine kurulduğunu ve çevresel hakların ve çevresel sorumluluklardan doğduğunu belirtir. Her eylemimizin kamusal bir sonucu olduğunu ve çevresel kaynakları kullanmamızın çevresel atıklara yol açtığını söyleyerek 3R olarak sloganlaşan (reduce, recycle, reuse) azalt, geri dönüştür, tekrar kullan eyleminin zorunluluğuna işaret eder.[2]

Uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan European Network for Environmental Citizeship (ENEC) ise Çevresel Vatandaşlık tanımını şöyle yapmaktadır:

Özel ve kamusal alanda, yerel, ulusal ve küresel ölçekte, toplum içinde bireysel ve kolektif eylemler yoluyla hareket eden vatandaşların, sorumlu çevreci davranışı olarak tanımlanır. Çağdaş çevre sorunlarının çözülmesi, yeni çevre sorunlarının yaratılmasının önlenmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanması, doğayla sağlıklı ilişkilerin geliştirilmesi bu vatandaşlık tanımı arasında yer almaktadır. “Çevresel Vatandaşlık”, çevresel hakların ve görevlerin yerine getirilmesinin yanı sıra çevresel bozulmanın ve sorunların altında yatan yapısal nedenlerinin tanımlanmasını, eleştirel ve aktif katılımın ve bu yapısallara yönelik sivil katılımın istekli ve yetkinliklerinin geliştirilmesini içerir. Çevresel Vatandaşlık demokratik yollarla bireysel ve toplu olarak hareket etme, nesiller içi ve nesiller arası adaleti de dikkate almaktadır. (ENEC, 2018).[3]

Çevresel vatandaşlık kavramı bir takım hak ve sorumluluklar getirmekte ve farkındalıklar gerektirmektedir. Haklar dar anlamda temiz çevreye erişim, geniş anlamda ise gelecek nesilleri temiz çevreye erişimi, yaşanabilir doğa, hayvan hakları, türlerin soyu tükenmemesi gibi örnekler olarak sıralanabilir. Bu hak ve sorumlulukları birkaç başlık altında sıralayabiliriz:

Çevresel bilgilere erişim hakkı: davranışlarımızın, tüketim alışkanlıklarımızın çevreye ne kadar zarar verdiğini bilmek, karbon ayak izimizden haberdar olmak, hava/su/toprak/gürültü kirliliği kaynaklarının neler olduğunu açıklamak öncelikle kamu kurumlarının sorumluluğunda sayılmaktadır. Ülkelerin eğitim politikalarının çevresel farkındalığı geliştirecek şekilde düzenlenmesi, yerel ihtiyaçlara göre özelleşen bilgilendirme projeleri oluşturulması bu farkındalığı arttıracak ve bireylerin karar mekanizmalarını etkileyecektir. Örneğin Konya ovasında yer alan sulama kuyularının bölgedeki gölleri kurutması gibi çevre felaketine yol açan davranışların yerel çiftçiler tarafından öngörülememesi çevresel bilgilere erişim ile ilgilidir.

ENEC Çevresel Vatandaşlık Eğitimi kapsamını şu şeklide tanımlamaktadır:

Çevresel Vatandaşlık Eğitim”i, uyumlu ve yeterli bilgi birikimini bir çevre vatandaşının sahip olması gereken beceri, değer, tutum ve yeterlilikleri geliştiren bir eğitim türü olarak tanımlanmaktadır. Toplumsal, ulusal ve küresel ölçekte, bireysel ve kolektif eylemler yoluyla, çağdaş çevre sorunlarını çözme, yeni çevre sorunlarının yaratılmasını önleme, özel ve kamusal alanda bir değişim aracı olarak topluma katılma doğayla sağlıklı bir ilişki geliştirmenin yanı sıra sürdürülebilirliğin sağlanmasında kullanılmaktadır. “Çevresel Vatandaşlık Eğitimi” (ÇVE), vatandaşların çevresel hak ve görevlerini yerine getirmeleri, çevresel bozulma ve çevresel sorunların altta yatan yapısal nedenlerini tanımlamaları, eleştirel ve aktif katılım için isteklilik ve yeterliliklerini geliştirmeleri için önemlidir. Bu yapısal nedenlere hitap eden sivil katılım, demokratik yollarla bireysel ve toplu olarak hareket etmek ve kuşaklar arası ve nesiller arası adaleti göz önünde bulundurmaktır (ENEC, 2018).” [4]

Çevre sorunlarında, çevresel hak ihlallerinde adalete erişim hakkı: hakların farkındalığı, yargıya erişim ve tazmin hakkı bu kavramın içreğini oluşturur. Çevresel adaletin en önemli engellerinden birisi bir sorunu mahkemeye götürmenin maliyetidir. Yeterli mali olanakların, hukuk bilgisine erişmek imkânının (ücretsiz avukatlık hizmeti) olmaması, kaybeden taraf olma durumunda karşı tarafın masraflarını ödemek zorunda kalmak gibi olumsuzluklar çevresel davaların açılmasına engel teşkil etmektedir. Örneğin köyünde ruhsatsız maden arayan firmayı, akarsuyunu kirleten fabrikayı dava etmek için yerel halkın haklarından haberdar olmaması, hukuksal yollara başvurma maddi imkânına sahip olmaması gibi.

Temiz ve sağlıklı çevrede yaşama hakkı: dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan herhangi bir insanın temiz ve sağlıklı çevreye erişimi bu hakkın içeriğini oluşturur. Ancak ekolojik ayak izini küçültmek konusunda dünya ülkeleri eşitsizdirler. Gelişmiş bir ülke vatandaşı için daha az maliyetli ve vazgeçmesi kolay alışkanlıklar (örn. ihtiyaç duymadığı kıyafeti almamak, araca binmek yerine bisikleti tercih etmek) az gelişmiş bir ülke vatandaşı için vazgeçmesi çok zor olabilir (okula erişememek, suya erişememek). Ayrıca kalkınma seviyeleri de insanların bu hakka erişimini doğrudan etkiler, örn. Pekin’deki hava kirliliği ile Oslo’daki kıyaslanamaz.

3R, reduce, recycle, reuse (azalt, geri dönüştür, yeniden kullan) sorumluluğu: bu kavramın sloganı olarak kabul edilebilir. Tüketim alışkanlıklarının doğaya maliyetinin bilincinde olmak çevresel vatandaşlığın hem hak hem de sorumluluğudur. Bu akışkanlıkları değiştirerek üretim sürecini etkilemek de çevresel vatandaşlık ödevleri arasındadır.(örneğin gereksiz paket/ambalaj içeren ürünleri tercih etmemek, ihtiyaç duyulmayan ürünleri almamak, geri dönüşüm ile elde edilen ürünleri tercih etmek).

Çevresel karar verme sürecine katılım sorumluluğu: ulusal veya yerel örgütlenmelerin karar süreçlerine dahil olmak çevresel vatandaşlığın sorumluluğudur. Bu sorumluluk kapsamında eko belediyecilik kavramı öne çıkmaktadır. İskandinavya’da ve Amerika’da denemeleri yapılmış olan eko-belediyecilik, ekolojik ve sürdürülebilir kentleşme, sosyal adalet ilkeleriyle toplumsal katılımı ve sosyal dönüşümü hedefleyen bir yönetim biçimi olarak; Eko-belediye ise, sürekli gelişme için ekolojik, ekonomik ve sosyal olarak dengeli, sağlıklı bir topluluk [5] olarak tanımlanabilir. Ayrıca çevre ile ilgili çalışmalar yapan dernekler, ikinci el pazarları, geri dönüşüm merkezleri gibi alternatif kurumlar aracılığıyla kara verme sürecine aktif katılmak bir vatandaşlık ödevidir.

[2] https://onlinelibrary.wiley.com/doi/epdf/10.1002/sd.344 e.t:03.10.2022

[3] https://enec-cost.eu/our-approach/enec-environmental-citizenship/ e.t: 06/09/2022

[4] Education for Environmental Citizenship | ENEC COST Action (enec-cost.eu) e.t.: 04.10.2022

[5] Yazar, Ahmet, Yerel Yönetimlerde Yenilikçi Yaklaşımlar (edt.Memiş, Levent), Ekolojk Belediyecilik (syf 191-215), Orion Kitabevi, 2020

Bu yazı TESAB Ekim 2022 bülteninde de yayınlanmıştır.

http://www.tesab.org.tr/attachments/article/117/TESAB~.pdf

Yorumunu Paylaş

E-Posta adresin yayımlanmayacak.